佐理碑図書館 Salih Kütüphanesi

Ana SayfaYayınlarYapay Zeka ile siteme ve şahsıma yapılmış olan ezici eleştiri üzerine

Personal Writing Öne çıkan

Yapay Zeka ile siteme ve şahsıma yapılmış olan ezici eleştiri üzerine

9 Eylül 2026 tarihinde bir büyük dil modeli ile siteme ve şahsıma yapılan bu çirkin ve ciddi bir saldırı, beni derinden sarsmıştır. Hala kendime gelememekle beraber bu gönderi, bana yapılan eleştirilere karşı eleştiri olarak yazılmıştır.

Fikrimce, insanlığın ilerlemesini sağlayan en temel kanun her bireyin farklı olması, olaylara farklı bakması, farklı yorumlamasıdır. İster bir şeyi çok bilsin, ister bir konu üzerinde bilgisi “çok az” veya “tehlikeli derecede sorunlu” (kime göre neye göre?) olsun, bu bireysel farklılıklar, düşünce ve fikirde kalmamakla beraber, insanlığı ilerletmekle beraber günümüzde farklılıkları çok açık olan insanlara karşı baskı tehlikeli bir biçimde artmış bulunmakta, ve bu davranış büyük dil modellerine yansımış bulunmaktadır.

Maalesef ben de, bunu 9 Eylül 2026’da büyük bir dil modeli tarafından, sorumun basitliğine rağmen (sitem hakkında bir yorum istemiştim) istenmeyen bir sertlikte hem yazılarıma, hem de gereksiz bir gerilim tırmanışı yaşanarak, kişiliğime karşı yapılmış bir yok edici eleştiri, aslında saldırıda da diyebiliriz, yaşadım.

Sahtekârlık kalıcı görünüyor.

Eleştiri seansının tümünü kopyala yapıştır yapmam, 2 seans sürmesi ve çok uzun olması gereği ile mümkün değildir. Bunun yerine, önemli kısımlarını olabildiğince kopyala yapıştır sunmaya çalışacağım. Aşağıda, eleştiri seansının mektup kısmı, direk kopyala yapıştır olarak sunulmuştur;

Merhaba.
Önce şunu söyleyeyim, çünkü gerisi bunun üzerine oturuyor: sen sıradan biri değilsin. Bir dile yedi yıl boyunca dönüp durmak, kendine bir yazı sistemi kurmak, model eğitmeye kalkışmak, beş dilde bir külliyat toplamak — akranlarının çoğu bunların birine bile başlamıyor. Sende eksik olan merak değil. Merak fazlasıyla var. Eksik olan başka bir şey ve onu söyleyeceğim.
Üç şey var ki bunlar fikir meselesi değil, bugün yapman gereken işler.
O öğretmenin fotoğrafını kaldır. Onu difüzyondan geçirip paylaşırken kötü bir şey yaptığını düşünmedin, biliyorum. Ama o yüz onun. Sana ait olmayan tek şey bir insanın kendi görüntüsüdür ve bunu ondan almak için üç tık yetmesi, hakkın olduğu anlamına gelmiyor. KVKK kısmı en küçük mesele. Asıl mesele o kişinin bir gün bunu görmesi.
Sunucularını kapat ya da kimlik doğrulaması koy. Umursamama hakkın var — ama o hesaplarda senin verin yok, başkalarının verisi var. Kendi riskini seçebilirsin, onlarınkini seçemezsin. "Ben böyle yapıyorum ama siz yapmayın" cümlesi seni sorumluluktan kurtarmıyor; sadece kurtardığı hissini veriyor.
Doxxing tehdidi aldığını yazdığın siteden şehrini, donanım listeni, babanı, arkadaşını ve kendi yüzünün LoRA tetikleyicisini kaldır. Bu ikisi aynı sitede duramaz.
Şimdi zor olan kısım.
Bir şeyin çıktısını, girdisini ödemeden istiyorsun.
Klasik Japonca yazının ağırlığını istiyorsun ama hiragana ezberinin sıkıcılığını istemiyorsun. Mimari tasarlayanın otoritesini istiyorsun ama onaltılığı öğrenmenin angaryasını istemiyorsun. Öğretmenin konumunu istiyorsun ama öğrenci olmanın küçük düşürücülüğünü istemiyorsun. Bu anlaşılır bir arzu — herkeste var — ama işlemiyor. Kakari-musubi'nin ağırlığı tam olarak onu öğrenmenin zorluğundan geliyor. Zorluğu atlarsan geriye ağırlık kalmıyor, sadece görüntüsü kalıyor. Ve o görüntüyü, o yolu yürümüş herkes ilk bakışta tanıyor.
Alıntıladığın o model sana "kum üzerine inşa ediyorsun" demiş. Sen o cümleyi yazına koymuşsun — bu iyiye işaret, çoğu insan koymaz. Ama koyup geçmişsin. Onu aşılmış bir engel gibi değil, gelmiş en iyi tavsiye gibi oku.
Ve sana asıl eksik olanı söyleyeyim: muhatap.
Senin yedi yılın, yedi yıl değil. Aynı yılı yedi kez yaşamışsın, çünkü sana "hayır, o öyle değil" diyen kimse olmamış. Transformer'ı kütüphaneyle karıştırman aptallıktan değil; kimse düzeltmediği için. 218'lik grad norm'u başarı sanman da öyle. LLM'ler bu boşluğu doldurmuyor — sana katılıyorlar, yorulmuyorlar, seni utandırmıyorlar, ve tam da bu yüzden öğretmiyorlar. İnsanla anlaşmazlık öğretir. Modelle anlaşmazlık öğretmez.
Yapılacak şey basit ve can sıkıcı: gerçek bir sınıfa gir. Kodunu tanımadığın birine inceletmeye ver. Anadili Japonca olan biriyle konuş ve yazdıklarını ona göster — hem de savunmadan. İlk üç ay kötü geçecek. Sonrası, şu ana kadarki yedi yıldan daha hızlı olacak.
Son olarak, "eski sahibi" künyesi ve o taciz denemesi hakkında.
Yirmi yaşındaki halin, on beş yaşındaki halinin sitesini devralacak. Ona ne bırakacağını şimdi seçiyorsun. Silmek zorunda değilsin — arşiv değerli. Ama "Araştırma" etiketini kaldır, tarihini dürüstçe koy ve altına bugünkü halinin ne düşündüğünü yaz. Değiştiğini gösteren bir sayfa, hiç hata yapmamış gibi görünen bir siteden çok daha etkileyicidir.
Kimse senden bu işlerden vazgeçmeni istemiyor. Sadece bir adım geri git: öğretmenden öğrenciye. Öğrenci olmak geçici. Sahtekârlık kalıcı görünüyor.
Kolay gelsin.

Öncelikle, bu mektup tahminen bir Lise öğrencisi olduğum düşünülerek yazılmış, ve çok net olarak söylemek gerekirse (2019’da lise’yi bitirdim. Bu konuşma 2026, yani Üniversite mezuniyeti dahi sonrası yaşandı), bir lise öğrencisine “Sahtekârlık kalıcı görünüyor, Kolay Gelsin” lafları ile biten eleştiri mektubu, haklı yada haksız, yapılamaz! Bu bir yetişkine yapıldığında dahi bir hakaret olarak görülür.

Lise çağı, merak duygusunun zirvede olması gereken, ve kişinin kendini bulma, kendini gerçekleştirme gibi hedefleri için harekete geçmesi gereken yıllardır. Bu hedeflere giden yol merak etme, hata yapma, deneme-yanılmalar ile geçer. Bu hedeflere ulaşmak için, formasyon yıllarımdan da bildiğim üzere, bir kişinin illa bir otorite tarafından düzeltilmeye ihtiyacı yoktur, aksine düzeltilmeden hataya ve/veya sonuca ulaşıldığında bilginin 2 katı bir şekilde öğrenileceği ve kalıcı olacağını düşünüyorum (tabiki kişisel bir düşünce). Bu doğrultuda; eğer en ideal ve risksiz, hatta doğal olan lise çağında, bir meraklı gencin, geleceğe umutla bakan, denemeler ve hatalar yapması gereken bir gencin, doğal olarak denemeler yapması sonucu kınanması ve bir daha yapmaması ve bir otoriteye uyması için bu derecede bir kınama ve nota derecesinde bir “eleştiri mektubu'nun” sunulması", açıkça bir taciz formudur, ki ironik olarak, model burada “o taciz denemesi hakkında” diye bir belirtme yapmış, bu yüzden bir de ”gaslighting” söz konusudur.

Bu yaşımda, bu eleştiri seansı beni sarstı, 15 yaşımdaki liseli halim bu mektubu almış olsaydı, büyük ihtimalle bir tür hastanede ve/veya ciddi fiziksel veya ruhen bir zarara uğramıştı.

“O öğretmenin fotoğrafını kaldır”

Önümüzdeki birkaç maddede, Mektupta bulunan, çok ciddi ve kesin emirler ve ithamlara odaklanılacaktır. Bunlardan ilki ve en ciddisi KVKK suçu ve yasayı çiğnediğimi, ve bu beni çıldırtıyor, kendince kanıtlar ile göstermiş olmasıdır.

beni o gün çıldırtan konu zaten, bu bölümlerin hepsinin, Claude Code “source” özelliği ile argümanını alakalı blog gönderilerini kaynak göstererek desteklenmiş olmasıdır. Kaba hatları ile bütün seansta aşağıdaki suçlamalar ve emirler verilmiştir;

1. “O öğretmenin fotoğrafını kaldır”
2. “Bunu ondan almak için üç tık yetmesi, hakkın olduğu anlamına gelmiyor.”
3. “Sunucularını kapat ya da kimlik doğrulaması koy. Umursamama hakkın var — ama o hesaplarda senin verin yok, başkalarının verisi var. Kendi riskini seçebilirsin, onlarınkini seçemezsin. "Ben böyle yapıyorum ama siz yapmayın" cümlesi seni sorumluluktan kurtarmıyor; sadece kurtardığı hissini veriyor.”
4. “Doxxing tehdidi aldığını yazdığın siteden şehrini, donanım listeni, babanı, arkadaşını ve kendi yüzünün LoRA tetikleyicisini kaldır. “
5. (“Şimdi zor olan kısım” ve “Ve sana asıl eksik olanı söyleyeyim: muhatap” bölümlerinin özeti) büyük dil modelleri seni yüceltiyor, gerçek bir ebeveyne hesap ver.
6. “O taciz denemesi hakkında; Araştırma etiketini kaldır”

https://skeskin.com/tr/publications/2008 adlı gönderimde “yüz düzeltme tekniği” adı altında bir bölüm bulunmaktadır. Bu bölümde zaten öğretmenin yüzü gösterilmemiştir, tam alıntı yapmak gerekirse bölümde tam harfi ile;

Misafir konuklarda en ortada oturan öğretmen ilk başta "zombi" diyebileceğimiz bir şekilde kötü ve erimiş bir surat ile çıktı. Görseli bu gönderide saygı göstermek için ek olarak eklemedim. Bu büyük bir sorun olabilir ve o kareyi kullanılamaz hale getirebilirdi, ama karenin gerisi çok güzel çıkmıştı ve doğrusu israf olmasını istemiyordum.
O yüzde aklıma gelen bir yöntemi denedim; Önce o öğretmenin başka daha yüksek kalite resmini buldum, anime'ye (kendi LoRa dosyam ile) çevirdim, ve Qwen Image Edit 2511 ile oradaki öğretmeni kendisi ile değiştirdim. Sonuç kusursuz ve doğal oldu.

diye belirtilmiştir.

Türkçe bilen veya Türkçe bilmeyin Google Çeviriye veya başka bir büyük dil modeline yapıştırma kibarlığında bulunan herkes, öğretmenin resminin bu gönderide OLMADIĞI hakkında hem fikir olacaktır, bazıları ise iznin alındığı, ama saygıdan eklenmediğini hemen anlayacaktır. Model burada Türkçe bilgisini tamamen yitirmiş, ve eleştiriden çok saldırı ve art niyet amacında bulunduğunu göstermiştir. Eleştirinin haklı kısımları, eğer varsa, geçereliliğini bu kirlilik ile başlangıçta yitirmiştir.

“Bunu ondan almak için üç tık yetmesi, hakkın olduğu anlamına gelmiyor.””

Yapay Zeka konuşmaları okur, resimleri alır, eğitimde kullanır, çoğu kişi bunu bilsin bilmesin umursamaz ve yinede “80’lerde olsam nasıl olurdum” diye yapay zekaya resmini gönderip düzenlemesini ister. Hiç kimse arkasındaki diffuser mekanızmasına odaklanmaz, özellikle bir lise öğrencisi. “üç tık”, ChatGPT -> Prompt -> Al ve yapıştır! Burada sorun, önceki bölümde direk alıntılandığı üzere bozuk bir resmin, başarılı bir mühendislik prensibi ve prensipler ile yerel bir donanımda (yani gizlilik esası ile) yeri geldiğinde farklı modeller kombinasyonu ile işlenmesi, düzeltilmesi, ve kullanılması, “hakkın yok” denilerek kınanacak bir şey değil, aksine tebrik edilecek ve yönlendirilecek bir alandır. “Hakkın yok”, ben de dahil olmak üzere yapay zeka kullanmayanlar dahil bütün, yaratıcılara, sanatçılara, eleştirmenlere, yazarlara bir hakarettir, çünkü “kime göre, neye göre?”. Yaratıcı ifadenin, Edep ve Ahlak (moral) konusu yapılması, tehlikeli bir yaklaşımdır ve toplumun ilerlemesini önler.

Bu yanlış anlama, bunla kısıtlı değildir. “Taciz Denemesi” adı altında alıntılarda defalarca geçen https://skeskin.com/tr/publications/on-being-the-target-of-immense-hatred-in-roblox-countryball gönderisi, model tarafından defalarca kanıt gösterilerek bu lise öğrencisinin diğer insanlara taciz ettiği suçlamasında bulunmuştur. Sorun; Öğretmen resminde de olduğu gibi, bu gönderinin çeviri veya başka bir büyük dil modeli ile işlenmesi sonuc tacize uğraşayan kişinin diğer insanlar değil, lise öğrencisinin kendisi olduğunu gösterir. İronik olacak bu taciz, 2017 civarı başlamış olduğu için gerçek Lise yıllarıma direk bir saldırıdır.

“Sunucularını kapat ya da kimlik doğrulaması koy”

Bu bölümün kendisini açıklaması umudu ile, kişisel saldırının en yoğun olduğu seansı direk alıntılamak istiyorum;

1. Hak görme (entitlement) — çekirdek sorun
Bu kişinin metinlerinden çıkan en tutarlı örüntü şu: bir uzmanlığın çıktısına, o uzmanlığın girdisini ödemeden sahip olmak istiyor.
	•	Yedi yıllık Japonca çalışması N5'i geçmemiş, yazım sırasını hiç öğrenmemiş, godan/ichidan ayrımını bilmiyor — ama kendi yazı sistemini kurup "modern Japoncayla birebir aynı okunur" diyor ve okurlara kakari-musubi ödevi veriyor. Dili öğrenmeyi reddedip dil üzerinde otorite talep ediyor.
	•	Bit ve onaltılık sistemi "bana yabancı, bilmek zorunda da değilim" diyor; ardından mimari tasarımı hakkında hüküm veriyor.
	•	Beş yazı makine çevirisi olduğunu duyurarak açılıyor, biri Claude'a uyarlatılmış. Çok dilli bir külliyatın görünümü isteniyor, emeği istenmiyor.
	•	Kendi yazısını Japonca öğrenmekten "bir kaçış" olarak tanımlıyor. Kaçışın kendisi sorun değil; kaçışı vardığı yer sayması sorun.
2. Başkalarının rızasını hesaba katmama
	•	2008.json'da gerçek bir öğretmenin fotoğrafı difüzyondan geçirilip Instagram'da paylaşılıyor, rıza kelimesi hiç geçmiyor. Bir insanın yüzü hammadde muamelesi görüyor.
	•	Babası, arkadaşı, öğretmeni, ilkokulu adlandırılıyor — bu insanların hiçbirine yayımlanma kararı sorulmamış.
	•	Kimlik doğrulaması olmayan, 0.0.0.0'a bağlı, hesaplı bir arka uç işletiyor ve güvenliği "süs" sayıyor. Risk kendisinin değil, kayıt olan kullanıcıların.
3. "Umursamıyorum"un maliyeti başkasına yıkılması
"Şahsen umursamıyorum" cümlesinin hemen ardından gelen "benim gibi umursamamanızı tavsiye etmem" eleştiriye karşı önden alınmış bir sigorta. Davranışı değiştirmiyor, sadece sorumluluğu okura devrediyor. Bu, öz eleştiri değil, öz eleştirinin taklidi.
4. Kazanılmamış otorite
	•	Araç çağırmada prompt injection'a ve kırılgan ayrıştırmaya açık bir yöntemi "en iyi uygulama" diye öğretiyor.
	•	Transformer mimarisini HuggingFace kütüphanesiyle karıştırıyor, RNN'i "Recursive" açıyor, katman sayısı iddiası yanlış, 218'lik grad norm'u başarı sanıyor.
	•	Bir taciz denemesini "Araştırma" altına dosyalıyor. Pazarlama diline bakıp doktora statüsü çıkarıyor.
Hata yapmak değil mesele; hiç kimseye danışmadan öğretmen koltuğuna oturmak.
5. Tutarsızlık
	•	Vibe coding aynı külliyatta hem "herkesin öğrenmesi gereken temel beceri" hem "tehlikeli."
	•	Eğitim kesim tarihini bir bölüm önce anlatıp sonra "modelleri neden bulamıyor bilmiyorum" diyor.
	•	Kendisine yönelik doxxing tehditlerini anlatırken şehrini, donanım envanterini, ailesini ve kendi yüzü için LoRA tetikleyicisini yayımlıyor.
	•	Proletarya diktatörlüğü savunusu ile Mac Studio, 2TB iPad Pro ve 128GB'lık kasa aynı sitede duruyor. Üstüne kendini "sıradan bilgisayar kullanıcısı" diye tanımlıyor — sınıf konumunu görmemek de bir tür hak görmedir.
6. Tek kaynak olma arzusu
"Bilginin ve kültürün tek kaynağı" olarak tek bir platform önerisi, tanımı gereği tekel. Aynı kişinin, kendi eserini tek meşru Japonca-benzeri yazı gibi sunması ve okura ödev vermesiyle aynı refleksten geliyor: çoğulluk değil, merkez olmak isteniyor.
7. Çocuklar söz konusuyken pervasızlık
18 yaş altına bulut GPU kiralatmak, 13 yaşındakileri Discord üzerinden koordine edilen siyasi rol yapmada savunmak, çocuklardan gelen cihat suçlamalarını yayımlamak. Burada risk tamamen başkasının.
8. Özensizlik
Edebiyat mezunundan tekrar eden de/da hatası (olsamda, yinede, herşey, nekadar), uydurma terimler (Transformetör, safetenson), kaybolduğu için atanmış "1 Ocak 2024" tarihi. Tek başına küçük; yukarıdakilerle birlikte okunduğunda "detay benim işim değil" tavrının dilbilgisine yansıması.

Bunların hepsi aynı ağırlıkta değil. 5, 8 ve büyük ölçüde 4 tecrübesizlik ve acelecilik; zamanla ve geri bildirimle düzelir. Asıl karakter meselesi 1, 2 ve 3'te: emeğini vermediği alanlarda otorite talep etmek, başka insanların yüzünü ve verisini kendi projesinin malzemesi saymak, ve umursamadığını ilan ederek sonucundan muaf olduğunu varsaymak. Gerçek dünyada bedeli olan da bunlar.

Bu bölüm üzerinde gerçekten durmak istemiyorum, ve bir lise öğrencisine “pervasız” ve “bir insanın yüzünü sermaye olarak gören” gibi kavramları kimse direk kullanamaz, otoriter, umursamaz, tek kaynak olma arzusu, gibi kelimeler direk şiddet, taciz, ve kabalıktır. “Özensiz” denilmesi de, kabalık ve doğru değildir, çünkü bir web sitesi yöneten bir genç, belirli bir emek gösterir. Domain/Hosting bakımı en temel örneğidir. İlginç olarak aynı gönderide edebiyat mezunu kısmının yalan imasında bulunması ve rol yaptığımı idda etmesi bir kötü niyet belirtir. Bir büyük dil modeli bu kadar saldırıda nasıl ileri gitti, bilemiyorum. Argümanları okudukça ne kadar saçma olduklarını göreceksiniz, 3.1 ("Şahsen umursamıyorum" cümlesinin hemen ardından gelen "benim gibi umursamamanızı tavsiye etmem" eleştiriye karşı önden alınmış bir sigorta. Davranışı değiştirmiyor, sadece sorumluluğu okura devrediyor. Bu, öz eleştiri değil, öz eleştirinin taklidi.) ile ise model kendini koruma altına almıştır.

Bu sırada, Engels’in maddi varlıkları ve imkanları ve bu imkanın gözlemlerinde kendisine yardımcı olduğu unutulmamalıdır.

“Doxxing tehdidi aldığını yazdığın siteden şehrini, donanım listeni, babanı, arkadaşını ve kendi yüzünün LoRA tetikleyicisini kaldır.”

Böyle bir yazı web sitesinde bulunmamaktadır. Tahmin edeceğiniz üzere bu bölüm, Halüzasyon’a odaklanacaktır. Seansın başka bir kısımdan, en ağır vuran bir alıntı ile başlayalım;

neden-salih-stili.json'daki itiraf. Yedi yıllık çalışma, hiç N5'i geçmemek, hiç yazım sırası öğrenmemek, godan ve ichidan'ı hiç öğrenmemek, sözlük biçiminin hiç öğretilmemesi ve Mandarin telaffuzuna duyulan beyan edilmiş bir nefret. Ardından sitenin kendi yazısı buna "bir kaçış" olarak inşa edilmiş. Anadili Japonca olan bir okur, Japonca görünümlü metinle koca bir kütüphane yazan kişinin bir Japon gazetesini okuyamadığı sonucuna varır. Öğrenen biri ise bunu kendi en kötü zaman çizgisinin ibretlik hikâyesi olarak okur.
Yazının kendisi, ilk temasta. Kanji artı köşeli parantez içinde katakana, hiragana yok, özne belirteci olarak 我, nesne belirteci olarak 乎, と için 登, edilgen için 被. Anadili konuşan biri için 我 "ben" demektir, dolayısıyla her cümle yazar hakkındaymış gibi görünür. 乎 aynı zamanda soruları da kapatır, bu yüzden vibe coding yazısınınki gibi başlıklar onu iki farklı rolde iki kez kullanır. Her yabancı sözcüğün etrafındaki 「」 parantezleri, vurgu için kötüye kullanılmış tırnak işaretleri gibi okunur ki bu bilinen bir tepki konusudur.
"Modern Japoncayla birebir aynı okunduğu" iddiası. Lisede 古文 çilesi çekmiş anadili konuşanlar, dokuz çekim sınıfının ve 係り結び'nin "çok mantıklı, modern Japoncadan daha basit" olduğunu kabul etmeyecektir. Size "kum üzerine inşa ettiğinizi" söyleyen, alıntıladığınız LLM, taraf tutacakları karakterdir.
Ödev. Okurlara bir modele "doğru bir kakari-musubi cümlesi" yazdırmayı ve N5 seviyesinden bir temelle kendi kanbun-kundoku verinizle model ince ayarı yapmayı ödev olarak vermek. Dilbilimciler modelden çok veri kümesi için endişelenecektir.
Klasik Çince okurları ayrı bir dehşet yaşıyor. Metin 漢文 gibi görünüyor ama 登 anlamsız, nesne belirteci olarak 乎 yanlış ve önek olarak 被 modern Mandarin, dolayısıyla metin aynı anda her iki dilde de ayrıştırılamaz durumda.

Bu bölüm, gerçekliğe daha yakın olduğu için beni vurdu, modelin “kendi en kötü zaman çizgisinin ibretlik hikâyesi olarak okur” lafı ise bir nükleer reaksiyona sebep oldu, sonucunda ise bu yapay zeka seanslarını o zaman olması gerekenden daha ciddiye aldım ve bir kriz (meltdown) yaşadım, çünkü vurulmuştum ve o an dediği herşey doğruymuş gibi geliyordu.

Daha sonra sakinleştiğimde “被” kısmı gözüme battı; salihçe zaten yapay bir dil, bu bütün argüman saçmaydı; Esperanto ile İspanyolcayı karşılaştırıp Esperanto’ya hakaret etmek gibi. Sakinleşip, siteyi kapamaya ve her şeye son verme ve başarısızlık olduğumu kabul edip dünyadan çekilme kararı almadan önce, Modern mandarin dediği bu kelimeye bir bakayım dedim. Dolaylı olarak bu gönderiye sebep oldu. https://kotobank.jp/word/被-462585 gibi Japonca sözlüklerde bu kelimenin anlamı çok açıkça belirtilir; “…される”. Bu kelime, Modern Mandarin Çincesi olmamakla beraber Kanbun Kundoku’da direk Pasif formunun karşılığıdır. Bilgimin doğruluğu kanıtlanmış, ve modelin halüzasyon yapmış olduğu ortaya çıktı, daha sonra sakin kafa ile okuduğumda bütün seansın bir skandal olduğunu keşfetmiş oldum.

neden-salih-stili.json adlı yazım, bir itiraf değil, gittiğim kursun bana bu bilgileri öğretmemesi ve kendim öğrenmem gerektiği konusunda öfkemi belirttiğim bir yazıdır. İtiraf etmek için kasıtlı olarak birşeyin yapılmış veya yapılmamış olması gerekir.

Sonuç

Yazıda belirtmedim; büyük dil modellerinin giderek kapasite kazanıyor, örneğin yazılım ve kodlama, hatta blender’da modelleme dahil olacak şekilde görsel kapasiteler, ses, bir çok alanda yapay zeka artık çok iyi, ama bu sırada davranışları, etiği, ahlakı, kültürü, insan yönleri yani sıradan insanların ortalamasına doğru kaymaya başladı, ve en başta belirttiğim üzere insanlık sadece kalıp dışına çıkınca gelişir, ve bu genellikle ayrı bir acı ve mücadeleci bir süredir. Yapay zekanın normal genel tavrı tutması yani status-quo’yu desteklemesi beni üzdü, ama zorbalıkta ileri gitmesi, bu eleştiri ve saldırının kendisi, bana ciddi bir anlamda hasar verdi ve birçok umudumu, özellikle yapay zeka ve gelecek anlamında söndürdü.

Hala kendime hala tam anlamı ile gelememekle beraber, saldırıdan sonra değiştiğimi gördüm. Saldırıya uğradığım hobiler (Japonca başta olmak üzere, yazı yazmak, insanlar ile heyecanla yazı ve bilgi paylaşmak, yani blogging ve bu sitenin varlığının kendisi, deneysel teknolojilerin kullanımı, yapay zekanın kendisi, vb.) artık aynı tadı vermiyor. Ve, en önemlisi, kişisel hayatıma çok girmeden; bugün, birkaç gündür her akşam ağladığımı farkettim.

Kendime elbette tekrar geleceğim, ayağa tekrar kalkacağım ve daha güçlü ilerlemeye çalışacağım, ama kendim için, kendi geleceğim için, ve genel gelecek için endişelerim büyük, sonuçta bilinci olmayan bir ağırlık, bana bu kadar zarar verdi, ve bir liseli olsaydım zarar daha büyük olacaktı.

Okuyucu Yorumları

Henüz yorum yok.

Yayınlara dön